1841'de New York'ta ailesiyle birlikte mutlu bir şekilde yaşayan aynı zamanda da müzisyen,özgür ve siyahi bir adam olan Solomon Northup bir gün müzik işi için 2 adamla tanışır ve iş için Washintong'a gider .
Solomon'un hayatı ve inandığı medeni dünya altüst olur çünkü Solomon kaçırılıp Güneyde bir çiftlikte çalışması için köle olarak satılır.AMERİKA'DA özgür bir siyahi olmak için verdiği tüm çaba boşa gitmiş hayatı yerle bir olmuştur.
Bu cehennemde Solomon acıyı en derinlerinde duyacak,özgürlüğün kutsallığını iliklerine kadar hissederken,umutsuzluğun içine düşen insanların da hayatlarına şahit olacaktır.Solomon on iki yıl boyunca bu işkenceye katlanmak zorundadır ama ne yapıp ne edip özgürlüğünü tekrar kazanmalıdır zaten kendisinin olan bir şeyi geri alma mücadelesi bile saçma iken bir de insanın başka bir insana yaptığı zulümü izlemek de ayrı bir dram.
Solomon Northup'un anılarından yola çıkılarak yapılan film gerçek hayat hikayesine dayanıyor bu yüzden içinize bu kadar işliyor olmalı insanların sırf ten renginden dolayı bunları yaşadığını aklınız almıyor.
Hele ki sabun sahnesi o an tüyleriniz diken diken oluyor.Patss'in sırtında açılan kamçı izleri hem bedeninde hem ruhunda tarif edilemez yaralar açıyor, yalvarıyor Solomon'a ne olur sen yap sen öldür beni.... Solomon çaresiz Patss umutsuz....
Solomon o çok sevdiği kemanını parçalıyor parçalıyor ki o alçakları kendi kemanıyla eğlendiremesin.Böylece sanki kendisinden vazgeçiyor bir yanını söküp içinden atıyor.
Her sahnesi ayrı bir hayat dersi olan oscar ödüllü bu film arşivinizde olmayı hak ediyor.Filmin yönetmenliğini Steve McQueen yapımcılığını Brad Pitt üstlenmiş.Başrolünü ise Chiwetel Ejiofor canlandırmıştır. Brad Pitt filmin sonlarında Solomon'un kurtarıcısı olarak karşımıza çıkıp hoş bir sürpriz yapıyor bize. Film son yılların başyapıtlarından biri emek verilmiş kaliteli bir film görüntüsünden müziklerine, oyuncu kadrosuna kadar bunu hissettiriyor izleyin ve özgürlüğünüz için bir kere daha şükredin iyi seyirler :))
fatma






